nane şekeri gibi adamdır. sıkıntılı sıkıntılı otururken gelir, güzel muhabbetiyle içini ferahlatır, şenlendirir. deliliğin ucundan dönmüş bu nadide insan, kimselerde bulunmayan eşsiz rahatlığını da buna borçludur. her konuyla ilgili bir fikri, çoğu zaman yerinde tespitleri vardır. bu tespitlerin en yerinde olanları kendisine dair olanlardır. birşeyi yapmak istemediği zaman başvurduğu ilk bahane "belim ağrıyo"dur. yediğimizi sanma!
8 yıl evvel beşiktaş'ta yeşile boyalı duvarları olan bir evde oturuyordu bu adam. kendisini ilk görüşüm bu yeşil duvarlı turuncu kapı ve pencereli evde olmuştu. herkesin ısrarla şampanya rengini seçtiği bir devirde böyle iddialı bir tercihi olan bir adamla karşılaşmka heyecanlandırmıştı beni. sonra kitaplarını gördüm, muhabbetinin tadına vardım. kara kitap üzerinden olmuştu ilk sohbetimiz. ardından puslu kıtalar atlası ve aylak adam geldi. sonra muhteşem yemekleri. mutfakta büyücüye dönüşen kocaman bir adammış meğer delihaham. ne zaman yolum beşiktaş'a düşse uğrar oldum yeşil odasında kitaplar okuyup radyo cumhuriyet'te oya'yı dinleyen bu topsakallı kocaman adama.
delihaham kimdir deseniz güldürürken düşündüren adamdır, derim. muhteşem bir anlatıcıdır. vakti zamanında tgrt fm'de dini menkıbeler dinlerken yaşadığım vecd halini bir tek delihaham'ın anlattığı öyküleri dinlerken yaşayabilirim. gözlem gücünün keskinliği ve detayları yakalayıp karikatürize etmekteki ustalığı dehşete düşürür bu gün bile beni.
düşüncesi bile gülümsemeye yol açan bu güzel adama kefilim.
Kanka sana ne zaman geleyim? :)